GRİP (INFLUENZA)


Grip (influenza), toplumda grip adıyla tanınan ve influenza viruslarının (Tip A, B ve C) neden olduğu ani gelişen, ateş yapan, genellikle burun, boğaz, sonrasında da akciğerleri tutabilen bir solunum yolu infeksiyon hastalığıdır.
Grip, öksürük ve aksırık sonucu, içerisinde hastalığa neden olan canlı virusları taşıyan damlacıkların çevreye saçılması ile yayılır. Grip salgınları genellikle kışa girerken (Ekim - Kasım aylarında) ve yaza girerken (Mart - Nisan aylarında) daha çok görülür. Bulaşıcı hastalıklar arasında özel bir yere sahip olan influenza virus infeksiyonlarının 1-3 yıllık aralarla yaygın salgınlara neden olduğu, 400 yıldır görüldüğü ve dünyada her yıl 350 milyon kişinin bu hastalığa yakalandığı bilinmektedir.

Grip hastalığında belirtiler, virusu aldıktan sonra bir iki gün içerisinde aniden ortaya çıkar. Sık görülen belirtiler arasında ateş (38 - 41°C), baş ağrısı, yorgunluk hissi, kuru öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve adele ağrıları gibi yakınmalar vardır.

Hastalığın önemi, infeksiyonlara karşı riskli, bağışıklık sistem yetmezliği olan kişilerde, yaşlı ve önemli sağlık sorunları olanlarda ciddi komplikasyonlar oluşturmasıdır. Hastalığa yakalananların çoğu bir iki hafta içerisinde iyileşirken, hasta grubunun % 5-20'sinde pnömoni, bronşit, sinüzit ve orta kulak infeksiyonu gibi ikincil hastalıklar ortaya çıkabilir. Yaşlı nüfus oranının arttığı gelişmiş toplumlarda gribe bağlı ölüm sayıları da artış göstermektedir. Bu nedenle erken tanı, influenzaya bağlı komplikasyonlardan etkilenme olasılığı olan yüksek riskli ve yaşlı hastaların izlenmesinde ve tedavisinde büyük önem taşır.

Grip ve Soğuk Algınlığı , belirtileri sıklıkla karıştırılabilen etkenleri farklı hastalıklardır. Yukarıda belirtilen klinik bulgular, üst solunum yolu hastalıkları, soğuk algınlığı ve bronşit gibi hastalıklarda da görülebildiğinden " Grip " ile " Grip benzeri üst solunum yolu infeksiyonu " tanısının birbirinden ayrılması önemlidir.

Grip infeksiyonu tanısı , kesin olarak virusun izolasyonu ile konabilir. Ancak virusların kültür işlemi, özel sistemler gerektirdiğinden ve uzun zaman aldığından hastanın tedavisinde etkili olamayabilir. Kültürlerde üreyen virusların tipleri tayin edilerek salgınlar izlenir ve aşıların hazırlanmasında bu bilgilerden yararlanılır. Epidemiyolojik olarak İnfluenza Tip A'nın İnfluenza Tip B'ye göre görülme sıklığı ve etkisi daha fazladır.

Günümüzde Grip tanısında, çabuk sonuç veren ELIZA kitleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Çabuk tanı kitleri ile boğaz salgısında, nazofarinks sürüntüsünde, nazal aspiratta ve balgamda İnfluenza A ve B viruslarının varlığı, bir iki saat içerisinde saptanabilmektedir.

Bu uygulama Hastanemizde rutin olarak yapılmaktadır.

Grip (influenza) tedavisinde antibiyotikler etkili değildir ve çoğu zaman gereksiz olarak kullanılmaktadır. Gereksiz antibiyotik kullanımı, bakterilerde direnç gelişimine neden olarak bazı infeksiyonların tedavisini geciktirdiği gibi tedavi masraflarını da artırmaktadır. Antibiyotikler, hastalık sırasında ikincil olarak görülen bakteriyel infeksiyonlar (pnömoni ve orta kulak iltihabı gibi) geliştiğinde kullanılmalıdır.

Grip tedavisi için dört değişik antiviral (Amandatine, Rimandatine, Zanamivir ve Oseltamivir) ilaç vardır. Ülkemizde sadece Zanamivir ve Oseltamivir ticari preparat şeklinde bulunmaktadır. Antiviral ilaç kullanımına infeksiyonun ilk iki günü içinde başlandığında hastalık belirtileri daha hafif geçirilir. Bu ilaçlar kesinlikle doktor tavsiyesi ve gözetiminde kullanılmalıdır.

Gribe yakalanan çocuklarda ve gençlerde Aspirin kullanılması tavsiye edilmez. Aspirin çok nadir görülen, ancak tehlikeli olan "Reye Sendromu" na neden olabilir. Aspirin yerine dinlenme, bol sıvı alma ve belirtileri hafifleten semptomatik ilaçlar tercih edilmelidir.

Hastalıktan korunmak için grip sezonundan önce aşılanmak önemlidir.

Özellikle çocuklar, 65 yaşını geçenler ve kronik hastalığı olanlar (Astım, konjestif kalp yetmezliği, diyabet ve kanser hastaları gibi) mutlaka aşılanmalıdır.

Hastane çalışanlarının da aşılanması hastane infeksiyonlarının önlenmesi açısından önemlidir. Öksürük ve aksırık sırasında ağız çevresine ve ellere bulaşan damlacıkların, infeksiyonun yayılmasında önemli rolü vardır. Bu nedenle ellerin sürekli yıkanarak temiz tutulması çok önemlidir.
 
 

Bu sayfa, hastalarımızı genel tıp alanında bilgilendirmek amacı ile hazırlanmıştır. Tıbbi tavsiye niteliğinde değildir, özel sorularınız ve tedaviye yönelik uygulamalar için mutlaka doktorunuza danışmalısınız.



 
         

Copyright © 2004 Med Amerikan Polikliniği.